Silva Özyerli
Ev Yapımı Likör
Likör Çeşitlerim
Likör Yazılarım
Karaladıklarım
Basın
Diyorlar ki
Yaptığım Likörler
Kakuleli Kahve

Hani ‘Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var.’ derler ya,  çocukluğumda aklımda kalanlarla bizim evde içilen her kahvenin hatırı en az 80 yıl olmalıydı. Çünkü yeşil, çiğ satın alınan kahve taneleri tepside dumanı üstünde tüten fincana girinceye kadar ve hatta yanında da bir kadeh likörle misafirlere sunulma sürecine kadar ritüeller silsilesi idi aynı zamanda.

Attardan (aktar) satın alınan kahve taneleri, uzun saplı bakır tavalarda ve odun ateşi üzerinde ağır ağır kavrulurdu. Kavrulan kahvenın o ‘olma’ anı ayrı bir bilgelik gerektirirdi. Ne az ne de çok kavrulmalı  tam kararında olmalıydı.  Mufaktan sokağa taşan taze kahve kavrulmuş kahve kokusunu bugün bile hatırlarım… Kavrulan kahve taneleri temiz bir beze yayılır ve soğumaya bırakılırdı. Taze kavrulan kahve kokusu bir nevi yazılı olmayan davetiye görevi görür, kokuyu alan komşular birer birer bizim eve gelirdi. Kahve taneleri, hemen hemen her evde bulunan taş dibekle buluştuğunda, sıra tunçtan mamül ‘havan eli’ni imece üsuluyle tutmaya geçilirdi. Kahve var gücüyle dövülmeye başlanır, arada bir ‘hıh, hıh!’ sesleri duyulurdu. Kahveler dövüldükçe dedikodunun da dibine vurulurdu doğal olarak. Daha sonrasında kahvenin olmazsa olmazı kakûle dövülerek içine katılırdı. Kakûle katılmadan kahve cezveyle asla buluşmazdı. Dumanı üstünde tüten taze kahvenin ilki hemen oracıkta içililirken: ‘Güle güle için, kahveniz daim olsun’ denilirdi.

Evet, kahvemiz daim olsun. 

Silva Özyerli © 2014. Tüm hakları saklıdır.
powered by sinaps iletisim